İstanbul Kutsal Yerin Ziyareti


‘’16 Ağustos 1863’te Hz. Bahaullah’ın Osmanlı İmparatorluğunun Başkenti İstanbul’a varışı, O’nun misyonunun açığa çıkmasında önemli bir dönüm noktasını belirler.’’

‘’Hz. Bahaullah, gözle görülür bir haşmetle İstanbul’a vardı. Gemiden indiği zaman, yetkililer tarafından büyük bir saygıyla karşılandı. Hükümet adına misafirleri ağırlamak için tayin edilen Şemsi Bey, Hz. Bahaullah ve ailesini limanda karşılayarak, onları iskelede beklenen iki araba ile Hırka-ı Şerif Camii yakınındaki kendi evine götürdü. Hz. Bahaullah ile beraber gelen diğer sürgünler ise, bir başka eve yerleştirdiler.
Hırka-i Şerif camiinin yakınındaki Şemsi Beyin iki katlı evinin aile için dar geldiği görüldü ve Fatih Sultan Mehmet camiine yakın üç katlı Veysi Paşanın evine nakledildiler. Bugün, her iki ev de orijinal şeklinde mevcut değildir.’’  (Hz. Bahaullah’ın Zuhur’u, Cilt:2, sayfa 15, 16 ve 17)

‘’Hz. Bahaullah’ın Osmanlı İmparatorluğun başkenti ve Hilafet Merkezi olan (Müslümanların İslam’ın Kubbesi) adıyla övdüğü, O’nun ise ‘’İstibdat tahtının’’ kurulduğu yer adını verdiği İstanbul’a gelişi ile Bahailiğin ilk yüzyılının en karanlık ve en felaketli, ama bir yandan da en ihtişamlı bölümü açılmıştı. Anlatılmaz mahrumiyetler ve çekilmez çilelerin en ruhani zaferlerle bir arada yaşandığı bir devir başlıyordu. O’nun Devrinin Kahramanlık Çağının en önemli yılları gelip çatmıştı. Habercisinin daha altmış yılında Kuyyumul Esma’da bildirdiği felaket süreci harekete geçiyordu.’’  (Bahai Dininin 1. Yüz Yıllı, sayfa 163)